ŞAİRLER Mİ ERKEN ÖLÜR , YAZARLAR MI ?

ŞAİR VE YAZAR ile ilgili görsel sonucu

Kaliforniya Üniversitesi hocalarından Prof. James C. Kaufmann,
geçtiğimiz 390 yıllık süre içinde yaşayan ve aralarında Türk yazar ve
şairlerin de bulunduğu farklı milletlerden 2 bine yakın yazar ve
şairin yaşam serüvenlerini incelemiş.

Roman, oyun, roman dışı yazarlar ile şairlerin yaşamları üzerinde
uzun süreli bir çalışmaya dayanan ve sonuçları İngiliz The Guardian
gazetesinde yayınlanan araştırma, şairlerin diğer yazarlara oranla
oldukça genç yaşta öldükleri gerçeğini ortaya koymuş.

Prof. Kaufmann, aralarında Amerikalı, Çinli, Doğu Avrupalı, Türklerinde bulunduğu çok farklı milletlerden bin 987 yazarın hayatını mercek
altına aldığı araştırması sırasında çok önemli bir ayrıntı da
yakalamış; “Şairlerin kendilerini hep genç yaşta ölecekmiş gibi
düşündüklerini ve bu tür bir hisle şiirlerini kaleme aldıklarını”
fark etmiş.

Prof. Kaufmann araştırmasında, bir şairin hayatının ortalama olarak
bir oyun yazarından bir yıl, roman yazarından 4 yıl, roman dışı
kitapların yazarlarından ise 5 6 10 yıl kadar daha kısa olduğu tespit
etmiş.

Araştırma böyle& İlginçtir, düşüncelerine itibar ettiğim değerli bir
dostuma araştırmadan söz ettiğimde cevabı “yazarlar” oldu. Bana
kalsa, yüz kişiden 80-90″ı şairler cevabı verir diye düşünürdüm.

Kim bilebilir ki, ne demek istedi?

Türk Dili ve Edebiyatı”nın ünlü bilim adamlarından Prof. Dr. Mehmet
Kaplan”ın 1952 yılında verdiği profesörlük tezi şiir tahlilleri
üzerinedir. Kendisinin konuyla ilgili kitapları da var& Ben
üniversite yıllarımda kendisinden şiir ve hikâye tahlilleri dersleri
de almıştım.

Konuyla ilgili kişisel kanaatim o derslerden sonra daha da netlik
kazandı. Merhum Kaplan”ın şiirlere getirdiği yorumları biraz zorlama
bulur, kuyuya atılan bir taşı çıkarma gayreti gibi algılardım.

O zaman şunu fark etmiştim. Her şiirin gerçek anlamı şairin dimağında
ve ruhunda gizlidir. Onun şiiri yazarken ne demek istediğini
yorumlamaya kalkmak olsa olsa bir kuruntu ve fanteziden ibarettir.
Şiirin sadece kendisini değil, yazıldığı ortamı da tüm boyutlarıyla
bilmek lazım ki, anlamaya biraz yardımcı olsun& Her şairin şiirini
kaleme alırken benimsediği bir tarz, bir ortam arayışı, onları motive
edecek ve tetikleyecek bir kıvılcım, ruhlarında ilhamlar
çağrıştıracak bir zemin bulma çabası vardır.

Lise ve üniversite yıllarımda, yani erken gençlik dönemimde şiir
yazdığım için bilirim& En etkili şiirlerimi gecenin sessizliğinde ve
tabiatın uyuduğu saatlerde kaleme almışımdır& Ve onu okuyanlar, ancak
yazdığım ortamı ve o anların ruhi dokusunu algılayabildikleri
ölçüsünde kıyısına yanaşabilirler& Yazdığım şiirleri şu an okurken
kendim bile, o anki halet-i ruhiyeye vakıf olmakta zorlanıyorum&
Kaldı ki, başkası nerden bilecek, nerden anlayacak& Ancak anlamaya
çalışma gayreti olur ki, işte “bu odur” demek de mümkün değildir.

Hiç unutmuyorum, kaldığım öğrenci evine çok pozitif elektrik yüklü
olduğu söylenemeyecek İlhan adında bir arkadaş gelmişti. “Geldi
İlhan, gitti ilham demiş” ve şiir yazmalarım sonra ermişti& Kim
bilebilir ki, onca kitap yazmış birinin o günden sonra bir kere şiir
yazmamış olmasının gerçek nedenini?
Tekrarı yok bunun…

Hani Levent Kırca”nın “Olacak O Kadar” programının jenerik müziğinde
“aç gözünü seyret tekrarı yok bunun&” sözleri vardır ya& Bize kalırsa
her şiir kendine has öyle bir ortamın ürünüdür ve ancak yaşayan
bilir. Dolayısıyla şairlerin erken ölmelerine şaşırmamak lazımdır.
Onlar, tekrarı olmayan ve sürekli benliklerinde yaşayıp, hissedip,
yok ederek tükettikleri anların ürünlerini dizelere dökerek yaşayan
insanlardır. Ve onları, bir ölüm duygusu kadar başka hiçbir şey
gerçekte asla tetikleyemez& Onlar zihinlerinde ürettikleri dünyanın
esiridirler aynı zamanda& Bir roman yazarının, kendi kahramanlarını
veya düşmanlarını üretip kendini onların benliğinde ifade etmesi gibi&

Milli Şairimiz Mehmet Akif İstiklal Marşından söz ederken, Allah
bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın` der. Yazılması güç
olduğundan mı? Elbette ki hayır.
Her şiir, maddi ve manevi bileşenleri içeren bir ortamın ürünüdür.

Aynı ruhu taşıyan ikinci bir şiiri yazmak için benzer şartların
oluşması gerekir& Bundan olsa gerek, hiçbir ülkede gelin şu marşımızı
değiştirelim, daha güzelini yazalım şeklinde kampanyalar yürütülmez.
Çünkü milli marşların yazıldığı anlar çok özel koşullardır. Ve o ruh
satırlar halinde tarihe bir not olarak düşülmek istenir. (Bizde bazı
çevrelerin İstiklal Marşımızı eleştirmelerine ve değiştirmek
istemelerine bakmayın. Onlar aslında istiklalimizin ruhunu oluşturan
temel değerlere karşılar.)

Sözün kısası, güzel sanatlar içerisinde kendine has bir yeri olanşiir duyguların altın anahtarıdır. Herhangi bir konuda yazmak veya
konuşulmak istendiğinde, öncelikle bir plan yapılır. Hâlbuki şiir
için aynı şey kabil değildir. Onunla ilgili kelime ve kavramlar
kendiliğinden şairin duygu ve hayal dünyasına bağlı olarak ortaya
çıkar. Diğer sanat dalları hakkında aşağı yukarı ortak kanaatler
belirtmek mümkün iken, şiir için aynı şey söz konusu değildir.
Nitekim şiirler, bir başka dile çevrilmesinde güçlükler ortaya
çıkaran en önemli sanatsal ürünlerden biridir. Hatta çevrilse bile,
ilk anlamından çok şeylerin kaybolduğu görülür. Kaldı ki, şiirle
ilgili gelişmeleri değerlendirirken, sosyal olayları göz ardı etmemek
gerekir.

Velhasıl, şairler ruh dünyalarından damıttıkları şiirlerle eriyip
giden insanlardır. Şiirlerinde kafiye tutturabilmek için harcadıkları
zihni efor bile, onları yeterince yıpratmaya yetmektedir.

Kaldı ki şairlerin genç ölmesi başka araştırmaların da ortaya koyduğu
bir tespittir. 1975 tarihli bir çalışma şairlerin roman yazarlarından
daha erken öldüğünü belirtirken, 1995`teki bir çalışma ise şairlerin
roman yazarlarından, roman dışı kitapların yazarlarından ve
tiyatroculardan daha erken öldüğünü göstermişti.

Yeteneğiniz varsa, siz yine de şiir yazmaktan vazgeçmeyin. Erken
ölseniz bile, dizelerinizle uzun yıllar yaşayabilirsiniz& Tabi ki
bunu tercih ediyorsanız&

Kaynak : haber7.com, kuruntudergisi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

Bu sitenin arkasında WordPress.com'un gücü var.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: